Tacettin Fidan

 Bengisu


Güneşle yıkanan sulardan yükselen toprağım vatanım

Gülistan dinlendir o güzel başını huzur ver ruhuma 

Yaslanma kedere darılma talihe bengisum cennetim 

Şarkından türkünden methiyen esiyor gönlünden gönlüme


 


Lezzetli bir geçmiş meltemi tepeden iniyor titredim

Memleket seslendi ayağın uyağın vururken yüreğe

Bir iki ezgiler yağıyor sert sakin yarına mülâyim

Nereme bu rüzgar kanadı çarptıysa eyvallah feleğe


 


Karanfil kokuyor derenin denize attığı buğudan

Yelinde uçuşan andelip dalımda ötüyor şefkatle

Ufukta doğudan gün doğdu dağıldı yine gam buluttan

Zamanın en Küçük Asya’sı dünyalar beslemiş özenle


 


Çok uzak bir yerde rüyamda bir rüya olmuştun cananım

Kaçtım tan firari bir gece ocaktan bucaktan ay sonu

Ay bitmiş göklerin renkleri kararmış solmuştu yıldızım

Sessizce ölmüştüm ışığı tükenmiş bir lamba ben usu


 


Yetiştin yanıma anında gülüştük saçımı okşarken

Alevli rüyamda ateşler içinde yanmıştı tahammül

Keyifle seyrettim sırmalı saçını rüzgarın geçerken

İçimde pişmanlık kalmadı ey güzel kokulu nazlı gül


 


Sıcacık bağrına basmıştım başımı ma cismi deruni

Müziğin ketumi cümbüşün bitmeyen soluktan enfiye

Bilmecen hayal mi rüya mı? içime düşürdün sesini 

Unutmak mümkün mü? Bir gelip bir giden bab bana hediye


 


Gözlerin asude ellerin duyarlı dudağın sevecen

Benliğim derende serinler çiy düştü lezzetli rüyama

Yüreğim hislendi karanlık beyhude kaçamam nehrinden

Bu yosun neşeyle sallandı körfezde lav gibi akıma


 


Toprağa yerleşen karanfil değildir derinde yaş yosun

Gerilir sallanır yavasça denizin şefkatli nabzında

Havasız güneşsiz yine de diridir yaradan korusun

Bembeyaz tertemiz bir sevda birikmiş yerleşmis zamana


 


En zengin yeridir yurdumun gönlünde tükenmez talihi

Fedakâr yürekli pürneşe nöbette vatana her yerde

Geceye lav olmuş rahmetli her şehre mum gibi her biri

Duydun mu? Esiyor sedası ölumsüz şehidin tekbirde


 


Vaadi yerine getiren bu aşklar bitmemiş burdalar

Yapışmış ruhumun etine doğuyor onlarla hep güneş

Karanlık ve sancı bilmiyor şehitler ölmüyor burdalar 

Niyete murada vasiyet vatana amaçlı her kardeş


 


Solmuyor bahçede yaylanın çiçeği şehide ağlama 

Bir daha ağrımaz vücudu kavuşmuş pak yüzlüm cennete

Şefkattir o nurlar merhamet doğurmuş goncalar yarına

Yas tutma fedai sığmıyor bu hayat nefese abeste


 


İlhamlı bir mümin mübarek Kur'anı basınca bağrına

Aşk ile tutuşur yüreği var olur sönmeyen heveste

Sevdin mi? Tohum var o tohum yarinle gönlünce yanyana

Dünyada kül olan şıranın tadıdır o ulvi kadehte


 


Kederli insanın yarası acıdır yarinden ayrılan

Köpürür kaynayan kanında sevdanın biriken albeni

Kokusu ürpertir üzümü zehirdir anısı mahveden

Dikeni sivridir helal et fedakâr çocuğa hakkını


 


Çok erken çok seven her aşkın gülüne ne gerek görkem

Yalınız duayla ahiret hoş olur secdede başına

Menekşe papatya karanfil çelenkler döşeli muhteşem

Tek sorma yiğidin ne renktir çehresi yakışır yaşına


 


Ormanın çalısı yaprak ve dikenle dolmuşsa yazları

Yılanın ıslığı ışıkta göz gibi kaybolur içinde 

Süzülür dağında iblisler kıvranır beklerken fırsatı

O çölün hazindir mazisi nafile ecelin peşinde


 


Susamış acıklı dudağın kuruyan şehveti çok acı

O iğrenç sürüntü ininde duyulmaz köpüklü kahkaha

Dilinden gaile dökülür gözleri boş yoktur pırıltı

Gülerse tad kalır kanında hainin yalanı kâr riya


 


Bizimki sevinçtir içten ve yüksekten duyulan ıslığa

Rüzgara bir üfle o fitil titremez o ateş hiç sönmez

Dudaktan ruhunu öptümü kucakla bin parça hayıra

Bu canda bitsede bu gövde bölünmez pahası tükenmez


 


Akşamlar ve uyku kız gibi periler bakire göklerde

Nedir ki bedeli şafakta? İstersen bir atla gezelim

Bir pay var bizlere tertemiz ufukta ovada denizde

Cesurmu cesurdur bu sevda o atı kahince sürelim


 


Çok daha süratli hayalden çok daha kudretli önceden

Kimseye aldanmaz o atla en derin deryada yüzeriz

Obası hatıra vaadi tek ümit sahili gizlenen

Hayatın yeniden doğduğu yankıdan gizlice geçeriz


 


Tuz gölü verimsiz kalmadan kederin teptiği kumsaldan

Gürleyen kıyıya denizin yatağı olmayan duvarız 

Yabani atları sürerken her gece gayretle bıkmadan

Emekle çabayla of çekmez tehlike ne ise korkmayız


 


Gecenin sükutu hedefi uğursuz her oku caydırır

Mertlikle çukuru tepeyi otluğu azimle ezeriz 

Ansızın heveste sallanmaz iknayla düşmanı yıldırır

Kulakta küpesi her an giz o kalkan rüzgarı deşeriz


 


Tırmalar kulağı haykırı çehremiz havada umutlu

Fırtına ilkeme yırtılır sağırdır hasmıma geçmişim

Sınırı aşacak meşrebim ağırsa vay bana ne mutlu

Lavında yanarken bu seyrin hep sevda yaşasın demiştim











© 2013 - Tacettin Fidan

Make a free website with Yola