Amerikan Başkanlık Seçimi: Petraeus (Petruş) Paşa ve Siyonist Komplosu
Seçimlerden önce, Amerika’ya kusursuz bir komplo hazırlanmıştı. Fakat, tamamen bozguna uğradı. Bu fesadı iyice kavrayabilmek için, oynanan oyunu ve oyuncuları yakından anlamamız gerek. Bunun muvaffakiyetini ancak istihbarattan, mesela Amerikan CIA’inden [Merkezi İstihbarat Teşkilatı] emekli olmuş bilirkişileri dinlediğimizde algılayabiliyoruz. Bazı çok görmüş, ama az konuşmuş, eski harbiyelilere göre, Amerikan Başkanlık seçimi arifesinde, şimdi CIA Genel Müdürlüğünden şahsi sebepler bahanesiyle istifa eden emekli General Petraeus ve onun fedaileri, geçenlerde Libya’da El Kaide teroristlerinin hücumuna uğrayan Amerikan Elçiliğinden acil “İmdat“ tebliğini reddetmişler, nihayetinde bu kanlı eylemin Obama iktidarının aleyhine işleyeceğini ummuşlardı.
Anlaşılan, daha aylar öncesi, onların sevdikleri Amerikan Cumhuriyet Parti adayı Romney (Ramni), adamlarıyla birlikte İsrail'e uçmuş, orada kendi aralarında “Çirkin Yahudi“ diye adlandırdıkları, ama Obama düşmanı saydıkları, şimdiki İsrail Başbakanı Netanyahu ile bir takım komplolar hazırlamışlardı. Zira, onlara göre, bu adamın çirkinliği bedeni zaaflarından ziyade, onun ruhsal çirkefliğinden kaynaklandığı kanaatindeydiler. Yani, 'düşmanımın düşmanı dostumdur' zihniyetine uygun, onu kullanmak istemişlerdi.
Nitekim, Netanyahu, hemen Amerikan İsrail lobisinin yardımıyla Amerikan televizyonuna çıkıp, bugünkü iktidarın aleyhinde seçimin son gününe kadar siyasi reklamlar yaptı. Lafı, sürekli, ’biz İran’ı bombalamak istiyoruz, ama şu Obama bırakmıyor’ teklifine sığdırıyordu. Yani, 'Romney’i seçin' diye teşvikler yapıyordu. İngilizce şivesi iyiydi, ama üslup şekli o kadar çarpıktı ki, Amerikalıları epey kaygılandırdı. Çünkü, bu benzeri görülmemiş bir şeydi yaptığı. Yabancı bir devlet adamı Amerikalıların nasıl oy vermeleri gerektiğine dair adeta emir veriyordu! Adam kendini Hz. Musa sanmış olmalı.
Aynı zaman çerçevesinde, İsrail istihbarat teşkilatı Mossad, Hz. Muhammet'i kötüleyen filmin sahibini Amerika’da işbaşına geçirdi, ve El Kaide unsurlarına da Bengazi’deki Amerikan Elçiliğinin zayıf noktalarını gizlice bildirdi.
Gerisi artık komplo tarihçesine girmiş sayılır.
İsrail, bu seçimin neticesini kendi lehine çevirmeye çalıştı, çalıştı ama olmadı. Sevgili adayları Romney, seçilirse, İran’ı bombalayacağına dair söz vermişti onlara. Yahudiler, aksi takdirde, Amerikan Savunma Bakanlığı sınai kontratlarından mahrum kalacaklarını zannediyorlardı. Kör bir milli çıkar hevesine daldılar. Anlaşılan, bu Yahudi hükümeti, Obama’ya kin bağlamış olacak ki, Ordadoğu'da, maazallah, bir gün bir nevi olası bir “Barış" ihtimali doğabilir tehlikesinden, sanki karabasana kapılmış gibiydiler!
Sonunda kimin kimi kullandığı karanlıkta kalabilir tabi, fakat Obama takımı, bu komployu zamanında sezmiş, dirhem dirhem Amerikan toplumunu örtülü tarzda bile olsa, iyice uyarmıştı. Şükür ki, komplocuların planları suya düştü. Obama, çok oyla yine Başkan seçildi. Adam, düşmanlarına tekrar merhamet ederek Petraeus Paşa’yı ucuz suç fiyatına da olsa, affederek, verdiği istifayı kabullendi. Bu ne mübarek ruhtur! Öyle de, Netanyahu yine de problem ve yine de baş belası olacak gibi gözüküyor. Amerikalıların bu tiplerin oyunlarına bu sefer nalet olmadıkları için, kendilerinden gurur duymaları gerekir diyor, o daha önce lafını ettiğim çok sayın bilirkişiler. Bense, artık burda "Oh olsun pis komploculara!" deyip geçeceğim.
(İNGİLİZCE)